:

:

:

Doğu Türkistan: '40 milyonluk bir topluluk yok olma eşiğinde'

Doğu Türkistan Maarif Cemiyeti ve Doğu Türkistan STK'lar Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan, gazetemize verdiği röportajda daha önce konuşulan ihlallerin, baskıların rutin hale geldiğini belirtti. Oğuzhan, “Bir millet, 40 milyonluk bir topluluk şuan tamamen yok olma eşiğinde. Bir beka mücadelesi veriliyor demeyelim. Çünkü mücadele verecek halleri yok.” diyerek Doğu Türkistan gerçeğine vurgu yaptı.
Tarih: 11 Ocak 2019 Cuma 12:06
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Doğu Türkistan: '40 milyonluk bir topluluk yok olma eşiğinde'
-

Doğu Türkistan Maarif Cemiyeti ve Doğu Türkistan STK'lar Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan, gazetemize verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu. “Daha önce konuştuğumuz ihlaller, baskılar rutin hale geldi.” diyen Oğuzhan, “Müslüman ailelerin içine Çinlileri yerleştirme, din-diyanet yaşam tarzına müdahale ve milli kimlik asimilasyonu devam ediyor. Fakat şuan konuşmak istediğimiz şeyler bunlar değil. Unuttuğumuz bir şey var! Bir millet, 40 milyonluk bir topluluk şuan tamamen yok olma eşiğinde. Bir beka mücadelesi veriliyor demeyelim. Çünkü mücadele verecek halleri yok. Yani eşiğe gelinmiş. Düşme durumunda. Diasporada ‘Onu nasıl kurtarabiliriz' diye çırpınıyor. Diasporanın durumu daha da kötü.” şeklinde konuştu.

“4 MİLYONDAN FAZLA İNSAN KAMPLARDA TUTULUYOR”

Toplama kaplarında 4 milyondan fazla Müslümanın tutulduğunu belirten Oğuzhan, “Şuan Doğu Türkistan'da en önemli dört vakıa var. Biri, toplama kampları. Burada BM ve diğer insan hakları teşkilâtlarının ifade ettiği bir milyondan fazla, bize göre ise gayrı resmi de olsa realiteye daha yakın olan 4 milyonu aşıyor. Kaşgar başta olmak üzere büyük şehirlerin hepsi tamamen bomboş. Bir diğeri; Kamplarda ölümler endişe verici boyuta ulaştı. Hem eziyet, işkence var. Tecavüz var, ilaç verme var. O ilaçların ne olduğu bilinmiyor. Bazıları bırakıldıktan sonra ölüyor. Bazıları kampta ölüyor. Zaten onu soran yok. Böyle bir vaziyetteyiz. 4-5 milyon insan kampta olunca bu sefer evlerde büyük kayıplar var. Ailesiz başıboş çocuklar var. Çin yönetimi bunları alıp istedikleri gibi yetiştiriyor. Bir diğer baskı aracı, evlerde ‘Çinli Uygurlarla Akraba Projesi' denen bir uygulama, bir yıldır uygulanıyor. Bu da çok ciddi boyutta. Yani bizim inancımıza, kültürümüze, değerlerimize aykırı bir şekilde Çinliler evlerimize yerleştiriliyor. Bir diğer baskı konusu, Çinlilerle zorunlu evlilikle alakalı. Daha önce teşvik ödül vardı, şuan baskı uygulanıyor. Çinliler farklı kimliklerle evlere gidip kız istiyorlar, vermeyene ‘bölücü, Çin düşmanı' diye bunları kampa götürmeye kalkışıyorlar. Bu tür olaylar var.” ifadelerini kullandı.

“DOĞU TÜRKİSTAN'I ÜÇE BÖLME PLANI İŞLİYOR”

Doğu Türkistan için en büyük tehditlerden birinin üçe bölme planı olduğunu vurgulayan Oğuzhan, “Doğu Türkistan için en büyük tehditlerden biri şuan Doğu Türkistan'ın idari olarak üçe bölünmesi. Daha önce Doğu Türkistan ismi değiştirilerek, Çince ‘Şincan' bildiğimiz ‘Sincan' olarak adlandırıldı. Bunun anlamı yeni kazanılmış, yeni elde edilmiş toprak olduğu için bu da onlara dokunuyor. Şuan bunu da bitirelim diyorlar. Üç ayrı otonom idareye bölecekler. Birbirinden kültürel ve yapı itibariyle tamamen kopacak. Bu çok büyük bir tehdit. Bu gerçekleşirse, coğrafi anlamda Doğu Türkistan diye bir davadan söz etmek mümkün olmayacak.” dedi.

“DOĞU TÜRKİSTAN ÇİN'İN YUMUŞAK KARNI”

Doğu Türkistan Çin'in yumuşak karnı olduğunu ifade eden Oğuzhan, “'2050 Çin rüyası', Doğu Türkistan'dan geçiyor. Çünkü ‘Tek Kuşak, Tek Yol' ipek yolu projesi, buradan geçtiği için Doğu Türkistan Çin'in yumuşak karnı. Doğu Türkistan, Çin'in omurgası. Bu nedenle Çin'in şuan esas derdi Doğu Türkistan'dan kurtulmak. İkincisi de burada bir bağımsızlık hareketinin çıkmaması. Çin gelecekteki emperyalist emellerine ulaşmak için uğraştığı ipek yolu projesine trilyonlarca dolar para yatırıyor. Ta Pakistan'dan her yere bununla ittifaklar yapıyor. Bunun bozulmaması için burada güvenlik adı altında her şeyi meşru görüyor. Yüzlerce, binlerce insanın katledilmesi, yok olması hiç kimseyi ilgilendirmiyor. Hiç kimse konuşmuyor, ses çıkarmıyor. Bu nedenle çok hızlı bir şekilde muvaffakiyet kazanmış durumda. Böyle büyük bir katliam var. Kıyım var. Böyle bir durumdayız şuan.” cümlelerini kullandı.

“ÇIĞLIKLARIMIZ DUYULMUYOR”

“Devletlerin dünyadaki mevcut dengeleri gözeterek başka ülkelerle ilişkileri olabilir. Ama bunun insani ve inanç üzerinden bir sınırı olmalı. Yani insan burada dur demeli. Herkes seyirci kalıyor. Şuan biz Doğu Türkistan diasporası olarak topluma, millete gidiyoruz. Türkiye başta olmak üzere İslam dünyasının hepsine çıkartma yapacağız. Ulaştığımız her yere toplantılarla ziyaretlerle bu meseleyi o halkları bilinçlendirerek yukarıya bu şekilde yansıtmak istiyoruz.” dedi. Doğu Türkistan Müslümanlarına biz medya olarak neler yapabiliriz? sorusuna Oğuzhan, şöyle cevap verdi; “Vicdanları uyandırın. Yani burada Doğu Türkistan'da olup biten her şeyi Batı'nın kışkırtması falan demesinler. Elbette Batı olsun birçok ülke her şeye karışıyor. Ama önemli olan hakkın hangisi olduğu. Zulüm olup olmadığı. Adaletin inşası konusunda sizin ne diyeceğiniz. Ne tavır sergileyeceğiniz önemli. Bunu medya aracılığıyla en azından insanlara zaman zaman ayna göstererek bizim çığlıklarımızı seslerimizi iletmenizi istiyoruz. Hatta bazen çok faaliyet yapıyoruz, ama medya gelmiyor, gelse de yansıtmıyorlar. Bu da bizi üzüyor.”

ÜÇ CAMİ DAHA İBADETE KAPATILDI

Çin'in Yünnan eyaletinin Veyşan ilçesindeki yerel yetkililer, geçen haftalarda üç camiyi "yasa dışı dini eğitim" verildiği gerekçesiyle ibadete kapatmışlardı. Caminin kapatılması için gelen güvenlik ekipleri ile Çinli Müslümanlar (Hui) arasında gerginlik çıkmıştı. Camilerin akıbeti bilinmiyor. Ülkede ağustos ayında da Ningşia Hui Özerk Bölgesi'nin Veycou kasabasında ülkenin Müslüman grupları arasında çoğunluğu oluşturan Hui Müslümanlarından yüzlercesi, kültür devrimi sırasında yıkılan Veycou Ulu Cami yerine inşa edilen yeni caminin yerel hükümet tarafından yıkılması kararını protesto etmiş, protesto gösterilerinin ardından yerel yetkililer geri adım atmıştı.

ÇİN'E ULUSLARARASI ALANDA TEPKİLER

Diğer yandan Sincan bölgesinde uzun zamandır "eğitim merkezi" adı altında faaliyet gösteren ve Müslüman Uygurlar başta olmak üzere bölgedeki bazı etnik unsurların bu tartışmalı kamplara alınmasıyla ilgili uluslararası camiada tepkiler sürüyor. Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin Çin'de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili İsviçre'nin Cenevre kentinde ağustos ayında düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Müslüman Uygur ve Kazakların yoğun bulunduğu Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel yöneticilerin, siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri, siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu açıklamıştı.

ÇİN'DEKİ 56 ETNİK UNSURDAN 10'U MÜSLÜMAN

Hui (Çinli Müslümanlar), Kırgız, Kazak, Uygur, Tacik, Tatar, Özbek, Salar, Baoan ve Dongşiang etnik azınlıkları yoğun olarak Çin'in kuzeyi ve kuzeybatısında yaşıyor. Huilerin ve Uygurların ayrıca Ningşia Hui Özerk Bölgesi ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi adlı iki otonom bölgesi bulunuyor.

Bu haber toplam 289 defa okunmuştur.
Etiketler: , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Medya ©2010 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Tarsus Haberleri ,Tarsus ,Tarsus Haberleri ,Tarsus Son Dakika ,Tren Saatleri ,Hava Durumu
Oluşturma süresi(ms): 2