:

:

:

Güneş girmeyen eve neden doktor girer? İşte bilimsel sebepleri...

Dünya’daki yaşamın en önemli kaynaklarından olan Güneş fiziksel ve ruhsal sağlığımız üzerinde de birçok olumlu etkiye sahip. İşte Güneş ve faydaları....
Tarih: 30 Ağustos 2019 Cuma 09:44
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Güneş girmeyen eve neden doktor girer? İşte bilimsel sebepleri...
-
Güneş girmeyen eve neden doktor girer? İşte bilimsel sebepleri...
 

Dünya’yı aydınlatan Güneş tüm canlılar için yaşam kaynağıdır. Örneğin Dünya, Güneş tarafından aydınlatılır ve ısıtılır. Bitkiler suyu ve karbondioksiti güneş enerjisini kullanarak besine dönüştürür. Biz de bu besinlerden yararlanırız. Güneş ışığının insanlar üzerinde doğrudan katkıları da vardır. Örneğin güneş ışığı vücudumuzda D vitamini üretimini artırır, uykumuzu düzenler ve ruh hâlimizi iyileştirir. Gelin, bu faydaları daha yakından inceleyelim.

D Vitamininin Üretimi

Güneş’ten farklı dalga boylarında ışınlar yayılır. Bu ışınların büyük kısmı Dünya’nın atmosferi tarafından yansıtılır, soğurulur ya da yönü değiştirilir. Böylece zararlı ışınlar büyük oranda yeryüzüne ulaşamaz.

Örneğin dalga boyu 100-280 nanometre aralığındaki morötesi ışınların (UVC) tamamı atmosfer tarafından soğurulurken, dalga boyu 280-315 nanometre aralığında olan morötesi ışınların (UVB) yaklaşık %0,1’i ve dalga boyu 315 nanometreden büyük olan morötesi ışınların (UVA) yaklaşık %5’i yeryüzüne ulaşabilir. Görünür ışığın ise %39’ü ve kızılötesi ışığın %56’sı yeryüzüne ulaşır.

Güneş Işığından Gelen Vitamin

Vitaminlerin birçoğunu tükettiğimiz besinlerden alırız. Örneğin A vitamini özellikle ciğerden, yumurtadan ve havuçtan; önemli B vitamini arasında olan B12, B9 ve B6 vitaminlerini kırmızı et, süt ürünleri ve yumurtadan; Cvitamini mandalina ve portakal gibi turunçgillerden ve kividen alabiliriz. 

D vitamini ise yağ bakımından zengin ton balığı, somon gibi balıklardan, sığır ciğeri, peynir ve yumurtadan sağlayabiliriz. Diğer vitaminlerden farklı olarak D vitaminini yeryüzüne ulaşan UVB ışınlarının etkisiyle derimizde sentezleyebiliriz.

Yağlı balıklar yüksek miktarda D vitamini içeren gıdalardandır.

D vitamininin beş türü vardır. Bunlardan D2 ve D3 vitaminleri vücutta hayli önemli işlevler yerine getirir. 

Morötesi ışınlar derimizle etkileştiğinde, UVB ışınlarının dalga boyu UVA ışınlarınınkinden daha küçük olduğu için, derimizin daha derinlerine nüfuz edebilir. Derimizin yapısında bulunan RNA, DNA, protein ve kolesterol gibi büyük moleküller UVB ışınlarını soğurur. Bu moleküllerden biri de 7-dehidrokolesterol molekülüdür. Bu molekül vücutta hem kolesterolün hem de D vitamininin üretilmesini sağlar.

Özellikle yaz mevsimi boyunca üretilen ve yağda çözünebilen bir vitamin olan D vitamininin fazlası, sonradan kullanılmak üzere yağ dokularında depolanabiliyor.

D vitamininin vücuttaki en önemli görevi özellikle diş ve kemiklerin sağlıklı gelişimi için önemli olan kalsiyum ve fosforun vücutta emilmesini sağlamak. Ayrıca son zamanlarda yapılan araştırmalar D vitamininin bazı kanserlere karşı da koruyucu etkisi olabileceğini gösteriyor.

D vitamini eksikliğinin en önemli nedeni ise yeterli gün ışığı alınamamasıdır. Bu nedenle kış mevsiminde D vitamini eksikliği ortaya çıkabiliyor. Koyu tenli insanların aynı miktarda D vitamini üretilebilmesi için açık tenli insanlara göre UVB ışınlarına daha fazla maruz kalması gerekir. Güneş kremi kullanmak da D vitamini sentezini engeller. Ayrıca güneş ışığının daha yatay açıyla geldiği yüksek enlemlerde yaşamak ve hava kirliliği D vitamini eksikliğine sebep olan faktörlerdendir. 

D vitamini eksikliği kasların ve kemiklerin güçsüzleşmesine neden olur. Ayrıca D vitamini eksikliğinin kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırdığını gösteren araştırmalar var.

Dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları yeterli D vitamini üretimini sağlamak için özellikle gün ortasında bahar ve yaz aylarında 10-30 dakika, kış aylarında ise yaklaşık iki saatlik güneş ışığına maruz kalmayı tavsiye ediyor.

Uyku Düzeni

Vücudumuzdaki birçok süreç örneğin uyku-uyanıklık döngüsü, vücut ısısı ve hormonların salgılanma düzeni sirkadiyen ritim olarak isimlendirilen bir iç mekanizma tarafından düzenlenir. Vücut saati işlevi gören sirkadiyen ritim (günlük ritim olarak da isimlendirilir) Güneş’in doğuşuna ve batışına yani aydınlık-karanlık döngüsüne göre ayarlanır. Örneğin Güneş doğduktan sonra uyanmamızla birlikte adrenalin ve tiroid hormonlarının kandaki seviyesi yükselir ve metabolizma hızımız artar. Bu nedenle sabah saatlerinde enerji değeri yüksek besinlere ihtiyaç duyarız. Akşam saatlerine doğruysa metabolizmamızın hızı yavaşlar.

Gün ışığının azalmasıyla karanlık olmaya başladığını algılayan görsel sistemimiz hipotalamustaki sirkadiyen saatimizi ayarlayan beyin bölgesini uyarır. Bu sayede beyindeki epifiz bezinden melatonin hormonu salgılanır. Bu hormonsa uykumuzun gelmesini sağlar. Gün ışığı sirkadiyen saati etkileyen temel faktör olduğundan bu mekanizmanın düzenli çalışabilmesi için gün içinde yeterli güneş ışığı alınması gerekiyor. Sirkadiyen saatin bozulması ise çeşitli hastalıklara (örneğin kanser, diyabet, kalp hastalıkları, obezite) yol açabiliyor.

Güneş Işınları Ruh Hâlimizi Etkiliyor

Güneş ışığı ruh hâlimizi de etkiliyor. Örneğin yapılan bir anket çalışmasında katılımcıların sorulan sorulara güneşli günlerde verdiği cevapların kötü hava koşullarında verilen cevaplara göre daha olumlu olduğu tespit edilmiş.

Maya mantarı üzerinde yapılan başka bir çalışmada ise güneş ışığının serotonin seviyesinin artmasında doğrudan etkili olduğu anlaşıldı. Serotonin hormonu insana mutluluk veren, duygusal ve ruhsal olarak dengeli olmayı sağlayan bir hormondur. Bu nedenle deprasyon tedavisinde kullanılır. Yapılan bir araştırmaya göre kış aylarında beyindeki serotonin üretiminin azaldığı gözlendi. Yani serotonin hormonunun üretilmesinde güneş ışınlarının da etkisi olabilir.

Dünya’daki yaşamın en önemli kaynaklarından olan Güneş fiziksel ve ruhsal sağlığımız üzerinde de birçok olumlu etkiye sahip. Haydi, Güneş’ten faydalanmanın tam zamanı!

Kaynak: TÜBİTAK BilimGenç / Ayşenur Okatan

 

Bu haber toplam 159 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Medya ©2010 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Tarsus Haberleri ,Tarsus ,Tarsus Haberleri ,Tarsus Son Dakika ,Tren Saatleri ,Hava Durumu
Oluşturma süresi(ms): 3