:

:

:

ABDULMUTTALİB’İN VEFATI

3 Mayıs 2019 Cuma 09:25
SİYER MEKTEBİ

       Ölüm hayat gibi bir gerçek belkide hayatttan daha büyük bir gerçek öyle olmasa alemleri yoktan var eden şanı yüce Allah “Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.” Ayetini emir buyururmuydu.

     Yaratılmış her mahlukun ortak sonu, sonsuzluk kapısını açan ölüm idi. Bu kanun hiç kimse için değişmemiş ve değişmeyecekti. Ölümün soğuk nefesi daha önceleri bir çok peygamber dahil olmak üzere Allah’ın sevgili kullarına da uğramıştı.

     Bu gün bir büyük yıldız daha kayacaktı gökyüzünden, ayrılıp gidecekti fani dünyadan sonsuzluk diyarına. Saidler ve şakiler yurdu bir Saidi daha karşılamak için hazırlık yapıyordu. Amma bir kanun vardı bu diyarda gelen kim olursa olsun ona bir imtiyaz verilmez amelleri dışında onu kurtaracak başka bir şey olmazdı. Velev ki kainata rahmet olarak gönderilen bir peygambere ata bile olsanız amelden başka kurtarıcı yoktu.

      Fil vakasının sekizinci yılıydı. Efendimiz sekiz yaşında, dedesi Abdulmuttalib seksen iki yaşındaydı. Abdulmuttalib ölüm döşeğinde, Hakkın vadi hakikat olunca çocuklarını çağırdı.

_ Vefatından sonra hakkımda söyleyeceğiniz mersiyeleri bir duyayım bakalım, dedi.

 

       Kızları söyledikleri şiirlerle babalarına ağıt yakıp ağladılar.     Babalarını güçlü, soylu, başıboşlu,  açık alınlı, doğru sözlü, cesaretli, adaletli, cömert, iyiliksever, bütün faziletlerin kendisinde toplayan, boşluğu doldurulamaz bir insan, şeref ve şan sahibi Kureyş’in büyüğü olarak vasf edip övdüler.

 

      Abdulmuttalip vefat edince onu sedir ağacının yaprağıyla yıkadılar. Daha önce kimseyi böyle yıkamamışlardı. Daha sonra bu bir gelenek haline gelecekti. Kendisine iki Yemen hüllesi kefen olarak sarıldı. Mekkeliler ona duydukları hürmet ve sevgiden dolayı iki üç gün onu ellerinin üzerinde taşıdılar. Daha sonra götürüp Hacun kabristanında dedesi Kusayn’ın yanına gömdüler.

 

      O yıl birçok panayır iptal edildi. Çarşılarda esnaf dükkânlarını kapadı, keder ve hüzün her yeri kaplamıştı. Mekke hiç kimseye bu kadar ağlamamış, gözyaşı dökmemişti.

 

 

Selam ve dua ile

 

                                                                                                                                                                                                                                                              Hakan AYÇOBAN

 

 

Bu yazı toplam 233 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • ABDULMUTTALİB’İN VEFATI3 Mayıs 2019 Cuma 09:25
  • HZ. PEYGAMBER DEDESİ ABDÛLMUTTÂLİB’İN HİMAYESİNDE4 Mart 2018 Pazar 15:36
  • PEYGAMBERİMİZİN ANNESİNİN VEFATI9 Aralık 2017 Cumartesi 15:44
  • HZ. PEYGAMBERİN SÜTANNEYE VERİLMESİ -221 Ekim 2017 Cumartesi 11:38
  • HZ. PEYGAMBERİN SÜTANNEYE VERİLMESİ -111 Ekim 2017 Çarşamba 15:41
  • PEYGAMBERİMİZİN ANNE VE BABASININ EVLİLİĞİ25 Eylül 2017 Pazartesi 10:38
  • PEYGAMBER EFENDİMİZİN NESEBİ8 Eylül 2017 Cuma 14:06
  • PEYGAMBER EFENDİMİZİN DOĞUMUNDAN ÖNCE MEYDANA GELEN MUCİZEVİ OLAYLAR22 Ağustos 2017 Salı 18:08
  • FİL VAKASI-230 Haziran 2017 Cuma 11:18
  • FİL VAKASI-117 Haziran 2017 Cumartesi 12:10
  • İSLAM ÖNCESİ ARAPLARIN SOSYOLOJİK YAPISI1 Haziran 2017 Perşembe 13:01
  • İSLAM ÖNCESİ ARAPLARIN DİNİ YAŞAMI9 Mayıs 2017 Salı 15:35
  • İSLAM ÖNCESİ DİNİ DURUM2 Mayıs 2017 Salı 14:46
  • İSLAM ÖNCESİ GENEL DURUM17 Nisan 2017 Pazartesi 11:54
  • Tarsus Medya ©2010 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Tarsus Haberleri ,Tarsus ,Tarsus Haberleri ,Tarsus Son Dakika ,Tren Saatleri ,Hava Durumu
    Oluşturma süresi(ms): 1