:

:

:

HZ. PEYGAMBERİN SÜTANNEYE VERİLMESİ -2

21 Ekim 2017 Cumartesi 11:38
SİYER MEKTEBİ

Peygamber Efendimizin hayatını konu edindiğimiz yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Rabbim faydalanmayı nasip etsin. Efendimizin sütannesi Hz. Halime devamla:

Çocuğu Mekke'ye geri götürüp ailesine teslim etme zamanı gelmişti. O'nu annesine götürdük, ama O'nun bizde bir müddet daha kalmasını bütün kalbimizle istiyorduk. Bu yüzden annesine 'çocuğunuzun sağlıklı ve kuvvetli yetişmesini istiyorsanız bir müddet daha bizde kalmasını rica edeceğiz. Malûmunuz üzere, Mekke'nin havası pek elverişli değildir. Bizim orada kırda, açık arazide iyi yetişme fırsatını bulacaktır' dedim. Annesi de ısrarıma dayanamayarak çocuğunun bir müddet daha bizde kalmasına izin verdi."

Bir gün evimizin arkasında yeni doğmuş kuzuların yanında sütkardeşiyle beraber bulunurken. Beyaz elbiseli iki kişi Resulullah’ı sırt üstü yatırıp göğsünü yarıyorlar. Bu olayı gören kızım Şeyma koşarak gelip:

_ Kureyşli kardeşimin yanına iki beyaz giyinmiş kişi geldi. Bunlar O'nun karnını yardılar' dedi. Ben ve kocam koşarak evin arkasına gittik ve orada, çocuğun ayakta durduğunu, yüzünün renginin sapsarı olduğunu gördük. Babası O'nu kucağa alarak:

_ Oğlum, ne oldu?' diye sordu. Çocuk da:

_Yanıma üzerinde beyaz elbiseler bulunan iki şahıs bana gelerek beni yere yatırdılar. Karnımı yardılar ve içimden bir şey çıkarıp attılar. Sonra karnımı yine eski haline getirdiler. Dedi.

Bu hususta Peygamber Efendimizden rivayetle şöyle buyurduğu söylenmiştir:

_Ben Sad oğullarının yurdundayken. Sütkardeşimle beraber evimizin arkasında kendimize ait küçük kuzuları otlatıyorduk. Üzerlerinde beyaz elbiseler bulunan iki adam, içi kar dolu altından bir leğen ile yanıma geldi. Beni tutup karnımı yardılar. Kalbimin içinden, kara, pıhtılaşmış bir kan parçası çıkarıp attılar. Sonra kalbimi, göğsümü o kar ile yıkayıp temizlediler. Sonra onlardan biri arkadaşına:

_Onu ümmetinden on kişiyle tart. Dedi. Beni onlarla tarttı. Ben onlardan ağır geldim

 _Onu ümmetinden yüz kişiyle tart. Dedi. Beni onlarla tarttı. Ben onlardan ağır geldim

_Onu ümmetinden bin kişiyle tart. Dedi. Beni onlarla tarttı. Ben onlardan ağır geldim. Bunun üzerine:

_Onu artık tartmayı bırak, vallahi onu bütün ümmetiyle tartsan, yine de ağır gelir. Dedi.

Halime anlatmaya şöyle devam etti:

O’nu sırtlayıp eve getirdik. Babası(Harisi kast ediyor):

_Ey Halime! Allah(c.cc)’a yemin olsun ki; ben bu çocuğun başına bir musibet geldiğini sanıyorum. En iyisi çocuğun başına kötü bir şey gelmeden onu ailesine teslim edelim. Dedi. Bende:

_Hayır vallahi biz onu gereği gibi koruduk. Üzerimize düşeni yerine getirdik. Dedim

Sonra bende çocuğun başına bir şey geleceğinden korktum. Ve çocuğu ailesine geri götürmeye karar verdik. Ben onu getirip annesine teslim edince bana:

_Ey Halime ne oldu sana? Daha önce sen değil miydin” sütoğlum yanımda kalsın diye ısrar eden”  dedi. Bende:

_Vallahi başına bir şey gelmesinden korktuğum için onu sana getirdim. Dedim. Hz. Âmine:

_yoksa sen ona şeytanın bir zarar vermesinden mi korktun? Bende:

_Evet, vallahi bundan korktum. Dedim. Hz. Amine:

_Hayır, vallahi şeytan ona bir zarar veremez. Benim oğlum şanı yüce biri olacak. Sizi korkutan olaylar gibisini ben daha öncede gördüm. İsterseniz onu size anlatayım. Dedi bende anlatmasını istedim. Söze şöyle devam etti:

_Ben oğluma hamileyken hamileliğin hiçbir sıkıntısını çekmedim. Hiç benzeri görülmemiş şekilde hafif bir hamilelik gördüm. Onu doğurduğumda ise diğer çocuklar gibi düşmedi. Elleri yerde başı semaya dönük doğdu. O doğduğunda benden çıkan bir nurun Şam tarafını aydınlattı. Şimdi sen gönül rahatlığıyla onu bana bırakıp yurduna döne bilirsin. Dedi.   

Halime sözüne devamla:

_Çocuğu annesi teslim edip dönünce Abdulmuttalip bana bolca hediyeler hazırlamıştı bana verilen ihsanlardan dolayı yurduma hoşnut olarak döndüm. Abdulmuttalip yene torunun şerefine develer kesip Mekke halkına yedermiş ve fakirlere bolca sadaka dağıtmıştı.

Burada şunu ifade etmekte fayda vardır ki birçok kaynakta sütannelerin Efendimizi almak istemediğini zira yetim bir çocuğun velilerinden fazla ihsan alamayacaklarında korktukları ifade ediliyor. Bu sütannelerin kuruntusu olduğu Halime’nin Abdulmuttalip’ten aldığı bahşiş ve ihsanlarla anlaşılıyor.

Resulullah sütanneye verilerek şehirden uzak bir yaylada, tabiatın içerisinde, özgür ortamda, temiz havayı ciğerlerine çekerek, duygu, düşünce ve hislerinin hoşnutluğu içinde büyümüş. Ayrıca Arap dilinin birkaç lehçesini fasih bir şekilde kullanan Sad oğullarının yanında büyümekle fasih Arapçayı öğrenmiştir.

Bu konuyla alakalı Üstad Sait Hava el esas fi sünne isimli eserinde şunları aktarır.

“Şüphe yok ki, yeni medeniyetle birlikte gelen sinir bozuklukları, tabiattan uzaklaşmaktan ve sanayiye boğulmaktan kaynaklanmaktadır. Biz, Mekkelilerin yayla hayatına yönelmelerini, oralardaki geniş düzlüklerde çocukların yetişmesine olan arzularına bağlıyor ve onları takdir ediyoruz. Eğitim uzmanları çocuğun ilk beşiğinin tabiat olmasını tavsiye etmektedirler. İçinde bulundukları kâinatın gerçekleriyle uyum sağlasınlar diye eğitim yerlerinin tabiat olmasını temenni etmektedirler. Öyle görünüyor ki, şehirleşmenin ve sanayileşmenin olabildiğince artığı günümüz de bu olay üzerinde çokça düşünmek gerekir.”

 Resulullah annesi ve dedesi Abdulmuttalib’in himayesinde nazenin bir gül gibi yüce vazife için büyütülüyordu. O,  geçmiş ve geleceğin parlak güneşi, Allah,(c.c)’ın ayetlerinin tebliğ edicisiydi. Bütün kâinat onun büyütmesine yardıma koşuyordu. Medine yolcusu Allah Resulü altı yaşındaydı. Annesi Hz. Amine hem oğlunu dedesi tarafından dayılarına göstermek hem de sevgili eşinin kabrini ziyaret etmek için gidiyordu Medine’ye. Daha önce birkaç kez cariyesi Ümmü Eymen ile geldiği Medine’ye şimdi ciğerparesini götürüyordu.

  Hz. Âmine yanında oğlu ve cariyesi olduğu halde iki deve üzerinde yola çıktılar. Yorucu bir yolculuktan sonra Nabiğa’ın evine geldiler. Resulullah’ın babası bu evin bahçesine defnedilmişti.

Resulullah Aleyhisselam Medine’ye dair hatıralarını Nabiğa’nın köşkünü gördüğünde şöyle anlatır:

_Çocukluğumda, bu köşkün damında Ensar kızlarından Enise ile oynardım. Dayılarımın çocuklarından bazıları da yanımda bulunurdu.

Yine yüzmeyi Medine’yi ziyareti sırasında öğrenmişti. Resûlullah bu sırada başından geçenleri şöyle anlatır:

_Yahudilerden birtakım kimseler bana bakar dururlardı. Sürekli beni izler her hareketimi dikkatle takip ederlerdi. Bir güm yalnız bulunduğum bir esnada:

_çocuk ismin nedir? Diye sordular.

_Ahmet. Diye cevap verdim. Sırtıma bakınca:

_Bu, bu Ümmetin Peygamberidir! Dedi. Dayılarım durumu anneme anlatınca, annem hayatım hakkında korkmaya başladı. Bu yüzden aceleyle Medine’den çıkıp Mekke’ye gitmeye karar verdi.

 

Peygamber katili bu kavim her defasında Allah’ın peygamberlerine saldırmaktan geri durmadıkları gibi bu günde Allah’ın dininin savunucularına ve İslam ümmetine saldırıyorlar.

                                                                                                                                                      Selam ve dua ile

                                                                                                                                                      Akan AYÇOBAN

Bu yazı toplam 780 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • ABDULMUTTALİB’İN VEFATI3 Mayıs 2019 Cuma 09:25
  • HZ. PEYGAMBER DEDESİ ABDÛLMUTTÂLİB’İN HİMAYESİNDE4 Mart 2018 Pazar 15:36
  • PEYGAMBERİMİZİN ANNESİNİN VEFATI9 Aralık 2017 Cumartesi 15:44
  • HZ. PEYGAMBERİN SÜTANNEYE VERİLMESİ -221 Ekim 2017 Cumartesi 11:38
  • HZ. PEYGAMBERİN SÜTANNEYE VERİLMESİ -111 Ekim 2017 Çarşamba 15:41
  • PEYGAMBERİMİZİN ANNE VE BABASININ EVLİLİĞİ25 Eylül 2017 Pazartesi 10:38
  • PEYGAMBER EFENDİMİZİN NESEBİ8 Eylül 2017 Cuma 14:06
  • PEYGAMBER EFENDİMİZİN DOĞUMUNDAN ÖNCE MEYDANA GELEN MUCİZEVİ OLAYLAR22 Ağustos 2017 Salı 18:08
  • FİL VAKASI-230 Haziran 2017 Cuma 11:18
  • FİL VAKASI-117 Haziran 2017 Cumartesi 12:10
  • İSLAM ÖNCESİ ARAPLARIN SOSYOLOJİK YAPISI1 Haziran 2017 Perşembe 13:01
  • İSLAM ÖNCESİ ARAPLARIN DİNİ YAŞAMI9 Mayıs 2017 Salı 15:35
  • İSLAM ÖNCESİ DİNİ DURUM2 Mayıs 2017 Salı 14:46
  • İSLAM ÖNCESİ GENEL DURUM17 Nisan 2017 Pazartesi 11:54
  • Tarsus Medya ©2010 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Tarsus Haberleri ,Tarsus ,Tarsus Haberleri ,Tarsus Son Dakika ,Tren Saatleri ,Hava Durumu
    Oluşturma süresi(ms): 1